29/3/2006 - TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATI GENEL ÇERÇEVESİ (1860-1869)
TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATI GENEL ÇERÇEVESİ (1860-1869)
Türk toplumunda, 1860-1896 yılları arasındaki edebiyat etkinlikleri, "Tanzimat edebiyatı" adı altında toplanır. "Batılılaşma" olgusunu gerek basın, gerek edebiyat yapıtları aracılığıyla yaygınlaştırmaya çalışan Tanzimat dönemi yazarları, Batı şiir, roman ve tiyatrosundan oldukça etkilendiler. Bu etkilenmeler, özellikle çeviri yoluyla gerçekleşti. Tanzimat yazarları sanat anlayışları bakımından ikiye ayrılabilir: Namık Kemal, Şinasi, Ahmet Mithat Efendi, ve Ziya Paşa'yı kapsayan birinci kuşak (1860-1875); Recaizade Mahmut Ekrem, Sarnipaşaza-de Sezai, Nabizade Nâzım ve AbdülhakHamit'i kapsayan ikinci kuşak (1875-1896). Birinci kuşak "sanat toplum içindir", ikinci kuşak ise "sanat sanat içindir" İlkesini benimsemiştir.
Tanzimat döneminde ilk olarak Batı edebiyatından bazı romanlar çevrilmiş, bu çevirileri örnek alan Tanzimat romancıları, "Batılılaşma", "yanlış eğitim", "esirlik" gibi toplumsal kavram ve kurumları bazen alaycı, bazen de gerçekçi bir biçimde işlemişler, romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat Ffendi, Şemsettin Sami) ve gerçekçilik (Recaizade Mahmut Ekrem, Nabizade Nâzım, Samipaşazade Sezai) akımlarını benimsemişlerdir. Ayrıca bu dönemde, Türk tiyatrosu oluşmaya başlamıştır.
Tanzimat dönemi Türk edebiyatı, birçok eksikliğine ve yanılgılarına karşın, Batı örneğinde Türk edebiyatının başlangıcını oluşturması bakımından önem taşır. Bu dönemde Batı şiiri, romanı, tiyatrosu Türk toplumuna tanıtılmaya çalışılmış, edebiyat yapıtları aracılığıyla toplumun eğitilmesine ve bilinçlendirilmesine önem verilmiştir. Söz konusu dönemde çıkan gazete ve dergilerinde, özellikle siyasal bilinçlenmede büyük katkısı olmuş, XIX. yy'ın sonlarına doğru, yeni yetişen ve özellikle Fransız edebiyatından bazı etkiler alan genç kuşak, servet-i Fünun dergisinde toplanarak, yeni bir edebiyat dönemini başlatmıştır.
İLK GAZETELER VE GENEL ÇERÇEVE
Bir yayın organı olarak 1831’de çıkmaya başlayan Takvim-i Vakayi, resmî bir
gazete idi.
Daha sonra yarı resmî olarak 1840’ta İngiliz Churchill tarafından Ceride-i
Havadis çıkarıldı.
İlk edebî ve özel gazete ise 1860 yılında Şinasî ve Âgâh Efendiler tarafından
çıkarılan Tercüman-ı Ahvaldir.
Daha sonra Şinasî, 1862’de Tasvir-i Efkâr’ı çıkarmaya başlar.
Bunların dışında Muhbir (1866), Hürriyet (1867), Basiret (1869), İbret (1871),
Devir (1872), Bedir (1872) gazeteleri çıkar.
DÖNEMİN ÖNEMLİ GAZETECİ AYDINLARI VE GAZETECİLİK
İbrahim Şinasi (1826-1871)
Şinasi ilk öğrenimini mahalle mektebinde tamamladıktan sonra Tophane Kalemi’ne katip olarak girdi. Oradaki iki katipten Arapca ve Farsca öğrendikten sonra, devlet hizmetindeki Fransız asıllı bir mühtediden de Fransızca öğrendi. 1839’da Tanzimat’ın ilanından sonra Avrupa’ya öğretim için gençler gönderilmeye başlanınca, ilk gönderilen sivil Türk öğrencisi olmuştur. Paris’te maliye eğitimi gören Şinasi’nin, yurda döndükten sonra devlet dairelerindeki görevi sürekli olmamıştır. Mustafa Reşid Paşa ile Ali Paşa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle zaman zaman görevinden uzaklaştırılıp yeniden dönmek zorunda kaldığı için resmi işlere karşı ilgisi ve sevgisi azaldı.
Şinasi gazetecilik yönüyle de ön plana çıkan büyük bir edebiyat adamıdır. O nedenle Osmanlı Devleti’nde gazete basımının gelişme sürecinden kısaca bahsetmekte yarar vardır.
Osmanli Devleti’nde ilk Türkçe gazete, devlet tarafından çıkarılan Takvim-i Vekayi idi. Bu bir resmi gazete idi. Öte yandan, ilk Türkçe özel gazete 1840 yılında Churchill adında bir İngiliz tarafından Ceride-i Havadis adıyla çıkarılmıştır. Churchill, gazetesini çıkarmak için “kalem’’lerde çalışanların yardımlarına başvurmuştur. Zamanla Ceride-i Havadis bu kişilerden gerçek gazeteci kimliği kazanmaya başlayan bir kadro oluşturdu
|